Subscribe to my full feed.

29 Ocak 2008 Salı

Baklava Yufkasından Börek ve SOBE






Bu aralar baklava yufkasıyla yapılanlar pek bir revaçta.E bizde bu modaya uyarak hemencik bir börek yapalım dedik.Pek bir lezzetli ,pek bir havalı oldu.

Yapımıda çok kolay .Ben hem kıymalısını hemde kaşar peynirlisini yaptım.Kıymalısı ısıtılca da güzel ama kaşarlısı sıcak sıcak güzel oluyor.Kalanı ısıtmak gerekiyorsa tercihiniz kıymalıdan olmalı bence.

Kıymalı içi için:

  • 250 gr.kıyma
  • 2-3 orta boy soğan
  • sıvı yağ
  • karabiber,tuz
  • soğanlar küp küp doğranır ve sıvıyağ ile pembeleştirilir.Sonra kıyma ilave edilip kavrulur,karabiber tuz ilave edilir

3 baklava yufkası üst üste konulduktan sonra uzun şeritler şekinde kesilir sonra kıyma yada istenilen harç içine konulup fazla sıkmadan sigara böreği gibi sarılır.1 paket margarin eritilir ve üstlerine dökülür.Sonra üstlerine susam,çörekotu serpilir ve fırına verilir...E afiyet olsun :)

Canımcığım Sedam beni oyuna davet etmiş ....Onun kadar sıcacık cevaplar verebilicekmiyim bakalım :

  • Blog yazmaya ne zaman başladınız



24 . 01. 2007 doğumgünümden sonra yeni yıla yeni başlangıçla başlamıştım..İyi ki başlamışım ....






  • Blog yazılarınızın belirli bir çizgide olmasına dikkat ediyormusunuz ?



Blog açmamın nedeni aslında bir arkadaşın internet gazetesinde başladığım sonra fikir ayrılığına düştüğüm ve nerde nasıl yazabilirim arayışlarımda ortaya çıktı.Kimseye hesap vermeden,kimsenin bugün ne yazıcağımı yönlendirmeyecek bir yer olsun istedim.

Kendime özgü bir yer olsun istedim .Sonra gene bir arkadaşımın beni blog yönlendirmesi ile blog açtım...Bu arada nerde ne var araştırma sonuçlarında Pastacı Burcu bloguyla karşılaştım...İşte dedim işteee ben bir mutfak müptelesı burda olmalıyım.O yüzden blogum daki çizgim hem yazılarımı yazabilmek hem de tariflerini aldıklarım hakkında ufak tefek ayrıntı merak ediyorsam onlar da beni merak eder prensibiyle yazıyorum...Ve bundan çok ama çok memnunum....

  • Blog yazmak için gün içinde birşeylerden feragat ediyormusunuz
Gülü seven dikenine katlanır.Emek vermediğimiz hiçbir şey varmı.Çiçeklere bile su vermezseniz soluyorlar.Tabii ki feragat ediyorum .Ama boş boş bilgisayar başında vakit geçirmek gibi değil.


  • Blog yazmak başta eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bir bekleyiş yüzünden zorunluluk haline geldi mi ?
Eğer hayat normal bir seyirde gidiyorsa,hastalıklarla uğraşmak zorunda değilsem ki bu aralar çok üst üste geldi,hayır güncelemekte bir probem ve sıkıntı yaşamıyorum.Ama güncelleme zamanım gelipte hala bir çalışmam yoksa sıkıntılar basıyor doğrusunu söylemek gerekiyorsa.Çünkü biliyorum ki blogları gezerken aynı tarifle karşılaşmak hoş olmuyor.Elimden geldiğince hastalıklar dışında güncellemelerimi sıklıkla yapıyorum.


  • Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksiniz ?



Sevdiğim şeylerden asla isteyerek ayrılmadım.Ama hayat insana bazen zorunluluklara baş başa bırakıyor.Umarım blogumla beraberliğim çok uzun olur.Ona ve şekerlerime çok alıştım.Yorumları okumaya,yorumlar yazmaya; ben hep buralarada olmaya çalışacağım kısacası....







24 Ocak 2008 Perşembe

ATIŞTIRMALIK TUZLU KURBİŞLER ve DOĞUMGÜNÜMDEKİ EN GÜZEL SÜPRİZ


23 ocak 2008 doğumgünümdü....35 e bastım ...kütür kütür.....Göz açıp gidiyor da hayat bir ara vermeden ,biraz bile dinlenmeden..Sana sormadan,müsade istemeden....Bazen kahkahalarla boğulurken bazen gözyaşlarına dur diyemiyorsun...Umarım bu senem ve bundan sonraki yıllarım yüzümde acılarımın bıraktığı kalın çizgiler bırakmaz.Hep mutlulukların çizgileri kalır yüzümde beni hatırlayanlarında aklında....
Çarşamba sabahı herzaman ki gibi kalktım...Bir gün önce kahvaltımızı beraber edip hasret giderdiğim canım arkadaşım Sedam aradı ....Doğumgünümü kutladı..5 dakika sonra kapı çaldı amanın oda ne Sedam kapıda...Elinde kendi elleriyle yapmış bu inanılmaz lezzetli pasta ve hediyesiyle...İnanın uzun zamandır hiç böyle güzel bir süpriz yapılmamıştı bana....Beraber kahvaltımızı edip pastamızı yedik....Çok güzel bir doğumgünü sabahı oldu bana...Sedam bunu çok kez sana söyledim ama bunu bir kere daha söylemekten kıvanç duyuyorum....Sen benim kazandığım en kıymeti dostlardansın....Senle bir çay muhabbetinden bile çok zevk alıyorum...İyi ki varsın..İyi ki hayatımdasın.....Herkesin hayatında senin gibi bir arkadaşı ,dostu olması lazım.....Kocaman kocaman sevgilerimle canım benim......
Bu hafta ayrıca Ecem çok hastalandı.O yüzden bu hafta hep evdeydik.Ecemin sınıf arkadaşlarının güzel annelerinden 8 tanesiyle 15 günde bir yaptığımız buluşmamızada gidemedim tabikiii.Çarşamba günü Seda gittikten sonra açtım bilgisayarı bu canım arkadaşlarım bana pasta yapıp kameradan doğumgünü kutlayıp mum üflediler...Beni sonunda ağlattılar.Arka arkaya süprizlerle başlayan doğumgünüm canım kızım ve eşimin,annemin,babamın,kardeşimin süprizleriyle tamamlandı...HEPİNİZİ çok ama çok seviyorum...İyiki bu güzel arkadaşlara ve aileye sahibim.Daha başka hayattan ne ister ki insan....
















Tuzlulara karşı ayrı bir sempatim vardır...Hele böyle atıştırmalıklar olunca başka bir severim....Benim hiç birşey sevmeyen canım kızım bile daha fırından çıkarmadan fırın tepsisinden yedi bu tuzlululardan....

İşte tarifi......


  • 1 margarin (oda sıcaklığında yumuşamış)

  • 1 tatlı kaşığı şeker

  • 1 tatlı kaşığından biraz fazla tuz (tuzlu olduğu için şekerle aynı miktarda konmaması için )

  • 1 yemek kaşığı sirke

  • 1 yumurta sarısı

  • 1 paket kabartma tozu

  • 1 tatlı kaşığından biraz fazla mahlep

Eline yapışmayacak hamuru elde edene kadar yavaş yavaş un ilave edilir.Yanlız hamur çok sert olmayacak yuvarlanabilir bir kıvamda olucak....


İstediğiniz şekil verilecek...Üstüne yumurta sarısı ve susam,çörekotu,haşhaş ile süslenicek...



15 Ocak 2008 Salı

Karalama defterimden (DİYETTEYİM ŞEKERİM )

Bu blogu açmamın ilk sebebi aslında bir sanal gazete de başladığım sonra görüş farklılıklarıyla ayrıldığım zaman yazılarımı yayınlayacak bir yer aramamdı...Bir arkadaşımın yardımıyla açtım ilk blogumu sonra bloglar da ne var ne yok diye aranırken yemek bloglarıyla karşılaştım.

Yemek ve hamurişi sevdam yazı sevdamın önüne geçti..Ara sıra benim bu yazılarımdan haberdar olan arkadaşlarım hani ne oldu yemekten içmekten yazılara zaman bulamıyormusun artık diye bana takılmaya başladılar.Blogum da artık ara sıra da olsa küçük karalamalarımdan örnekler ilave edicem...Umarım sizde bu minik karalamalarımı beğenirsiniz....

İlk Yazım:)Diyetteyim şekerim..........





Ramazan, Bayram,Yeni yıl derken kiloları aldık. Hanımların % 80’i yılın 365 günü olduğu gibi yine diyette… Pazartesileri başlayan maksimum çarşambaya kadar devam edilen, Perşembe günü eş dost toplantısıyla bozulmaya başlayan; Cuma akşamları tekrar pazartesi başlamak üzere sonlandırılan diyetler.
Şekerim su içsem yarıyor. Ağzıma lokma atmıyorum, bütün gün aç dolaşıyorum, liposaction yaptırmak lazım; yok yok Seda Sayan karbondioksit yaptırmış incecik kadın valla..
Hanımlar suçsuz suçlular belli. MODACILAR ve daima dal gibi incecik kalabilenler. Biz iştahlı bir soyun çocuklarıyız. Biz misafirperverliği bile yenilen, içilenle ölçen bir soydanız. Misafirlerimizi kapıdan girmesiyle başlayan çıkana kadar yemek bombardımanına tutan bir milletiz.
Biz tereyağlı İskender, bol şerbetli baklava, fincan kadayıf(ah ah olsa da yesek) cevizli lokum suz yaşayamayan bir milletiz. Biz mantı, makarna, elde açma börek, bol peynirli su böreği,ekmek ve pide bağımlıları insanlarız..Türk hatunları hepimiz armut tipi vücuda sahibiz.Maalesef genlerimiz böyle…
Ama nedense son yıllarda girdiğimiz bütün bayan mağazalarında bedenler 34,36 kotlar 26.27.28 beden üzerine dikilmiş gibi. Sanki bütün hanımlar manken; yani nerdeyse 40 beden giyen yok.38 beden bile bulabilirsen senden mutlusu yok. Mağazalar da böyle küçük bedenlerin hâkimiyeti sürerken nedense böyle küçük bedenli bayanlara
rastlamak imkânsız.
Girilen bütün mağazalardan mutsuz ve kesin diyete başlama kararıyla çıkılıyor. Denemeye girilen kabinlerden kıpkırmızı suratlarla ve sanki 38 bedene sığamamak suçmuş gibi. Oysa biz Türk bayanları 40 bedenlere çok barışık olmalıyız. Ama biz 40-42 bedenleri almayıp 38 lerle eve gelip günlerce aç gezip onun içine girmeye çalışıyoruz…
Mis gibi kokan keklerden, böreklerden, bol tereyağlı pilavlardan mahrum kalıyoruz.
Fakat en üzülecek durum genç kızlarımız. Hepsi büyüme ve buluğ çağlarında lıght peynir,lıght yoğurt,lıght büskivit’lerle yaşıyorlar.Protein,karbonhidrat’ı bol yemeleri gereken en önemli dönemde bunları tamamen hayatlarından çıkartıyorlar.27 beden pantolona sığabilmek için.Son 3 senedir estetik yaptırma yaşının 14 lere kadar düştüğünü biliyor muydunuz ?Daha gelişimlerini tamamlayamamış genç kızlar kendilerini şekilden şekle sokuyorlar.
Amerika da tamamen yasaklanan bizde hala tam gaz devam eden düşük bel pantolon modası da cabası .Bütün genç kızların pantolonları düştü düşecek derken Bu modaya genç erkeklerde eklendi.Yolda yürürken tutup şöyle yukarı çekmek istiyor insan.Yada aman çocuğum böbreklerini üşüteceksin diyip kazağını sarmak istiyorsun beline…
Ama bunların suçlusu biz hanımlar, genç kızlar değiliz. Bizleri 36-38 beden gören modacıların. Mücadelemiz bu bedenlere girebilmek adına. O girilip suçluymuş gibi çıkılan soyunma kabinlerinden mutlu ve güler yüzlü çıkabilmek.



Tereyağlı İskenderleri, mantıları, su böreklerini, lavaşlara peynir sarıp yemeyi, bol şerbetli Osmanlı tatlılarını yiyemeyen ey Türk hatunları… Biz 40 ve üstü bedenlere rahat rahat sığabiliriz… Ama sağlık için çok büyük bedenlere çıkma taraftarı da değilim tabii… Kendimizi kandırmadan ve üzmeden bunları kabul edip günün 24 saati senenin 365 günü aç gezmekten vazgeçmeliyiz.
Gelişme çağındaki genç kızlarımıza iştahlı bir soyun torunları olduğumuzu sık sık hatırlatıp küçücük bedenlere sığmaya çalışmalarına engel olmalıyız.(EE bize balıketi yakışıyor kabul edin canım)
Her pazartesi diyete başlamaktan sa İskenderimizin porsiyonunu azaltıp tereyağını az koydurmalıyız 3 baklava yerine 1 baklava yemeliyiz. E birazda yürüyüş yapmalıyız. Kabinlere girerken 36 bedenlerle denemeye başlamamalı direk 40 bedenlerle başlamalıyız. Böylece imalatçı firmalar küçük bedenlerin satılmadığını anlayacak bedenlerin normale çevirmeye başlayacaklardır.
Şimdi güzel demlenmiş bir çayın yanında mis gibi kokan bir kek yemek varken suntaya benzeyen o garip bisküvilerden mi yiyeceksiniz?


ALO PASTAHANEMİ? Oradan 1 kilo fincan kadayıf gönderir misiniz? Acil bekliyorum !!!!! teşekkürler…

AFİYETLİ GÜNLER DİLİYORUM

14 Ocak 2008 Pazartesi

ELMALI KURABİYE




Kurabiyelerin şahıdır bence...Vazgeçilmezidir.Elma ve tarçın müptalalarının ağızda haz bırakan yegane kurabiyedir..Bu kurabiyenin yapım aşamasının en güzel anı bence elma ve tarçının kavuşupta etrafa saldığı kokuyla başbaşa kalmanızdır...
Ve işte tarifimiz......
Hamuru İçin.
  • 1 paket margarin (oda sıcaklığında yumuşamış )
  • 2 kaşık yoğurt
  • 1/2 bardak sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • Bütün malzemeyi karıştırıp kulak memesi kıvamına kadar un ekleyin.

İç harcı için

4 elmayı rendeleyin(kabuklarını soyup) Suyunu çekene kadar kavurun,sonra içine 3 kaşık şeker ve 2 kaşık tarçın ekleyin ve biraz daha kavurup altını kapatın.....İstenirse ceviz de ekleyebilirsiniz....

Avucunuzun içinde ceviz büyüklüğün de kopartığınız hamuru yuvarlak yapın ve harçtan biraz koyup rulo yapın..Unladığınız fırın tepsisine dizin .175 ^c ısıttığınız fırında pişirin.Kurabiyeler soğuduktan sonra üzerine pudra şeker serpin.Pişirken çok sertleşmesini beklemeyin.Hafif pembeleşen kurabiyeleri yaklaşık 15-20 dakika sonra çıkartın.Bu şekilde ağzıda dağılan süper bir hamur elde edeceksiniz.
Sağlık ve afiyetle....


8 Ocak 2008 Salı

ISPANAKLI BÖREK







Çok yerde ıspanaklı börek yemişimdir.Çoğu miğdemi ağrıtmıştır nedense.İçindeki soğandan mıdır nedir bilmiyorum ama gittiğim yerlerde genelde ıspanaklı börek varsa yememeyi tercih ediyorum açıkcası...
Ama kayınvalidemden aldığım bu tarifle ıspanaklı böreğe doyamıyorum doğrusu...
Ne değişikliği var derseniz işte tarifi :))))
  • 6 yufka( 16 adet için )

  • 500 gr. süt

  • 3 yumurta

  • 3 kaşık yoğurt

  • 1 bardak sıvıyağ

  • 300 gr. ıspanak

  • tazesoğan

  • tuz,kırmızı biber,karabiber

Önce sütle yumurta,yoğurt,sıvıyağ güzelce çırpılır.Önce bir yufka düz bir zemin üzerine serilir.Üzerine bir fırça yardımı ile karışım sürülür.3 yufka üst üste bu işlem yapılır.Sonra 8 parçaya bölünür.

Bu arada ıspanaklar güzelce ayıklanıp ,yıkandıktan sonra süzülür.Şeritler halinde kesilir,taze soğanlarda küçük küçük doğranır.Isapanaklar ve taze soğanlar karıştırılır ve içine tuz,kırmızı biber,karabiber eklenir .Yufkalara eşit olarak dağıtılır.Kalın sigara böreği gibi sarılır.Yanlız uçları kapatılarak sarılır.Tepsiye dizerken karışıma börekler bulanarak dizilir.175 'C de pişirilir.

Ben 6 yafkayla yaptım.Siz az olsun yada daha çok olsun derseniz ona göre artırabilir yada azaltabilirsiniz.Ben kalan olursa onu difrize atıyorum.Pişireceğim zaman karışımı az hazırlayıp tekrar pişiriyorum.Her zaman difrizimde hazır böreğim olsun diyenlere güzel bir börek olduğundan eminim.Afiyet olsun dileklerimle....










3 Ocak 2008 Perşembe

2008 HOŞGELDİN VE TEKRAR MERHABA



S.gara böreği (patatesli ve kaşarpeynirli)
Humus........



Haydari.....................









Amerikan salatası....





Börülce salatası..............











Nerelerdesin sen ?Merak ettik ?E blogunu kapattın mı ?Neden yeni yazı yazmıyorsun ? E insan bir haber bırakır canım ?Yeni tarif yok mu yaniiii :((((




Ne diyim siz şekerler sağolun ....Yazan ,merak eden elleriniz dert görmesin ......Evet bir ara verdim, zorunlu olarak verdim...Değil blog yenilemem internete bakmaya zamanım bile olmadı inanın.
Önce mutfağımda tadilat vardı...Güzel koşturmalar biliyorum ama çok zor oldu inanın:( Siz siz olun okul zamanı böyle işlere kalkışmayın...Neyse ki annem yakında oturuyor,Ecem orda kaldı ...Ama okul,ev,annem arasında koşturmaktan çok yoruldum...Sonuç güzel oldu koşturmama değdi...Temizliğimi yaptım,beyaz eşyalar geldi,bağlandı,perdeler geldi takıldı......OHHHH bitti yaşasın.....Artık yeni mutfağımda harika şeyer yapabilirim derkennn....Ecemi almaya gittim o sırada bir telefon eşimin iş yerinden arkadaşı'' Hande panik yapma biz hastanedeyiz Ali biraz kötü '' ay başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.....O ilk gittikleri hastanede safra kesesinda taş var acil ameliyat olması gerekiyor dense de ertesi gün tavsiye ile gittiğimiz hastanede Ali apandist ameliyatı oldu .2 gün hastanede kaldık.Çok şükür patlamadan aldılar.Yanlış teşhisle az daha safra kesesi gideceği gibi belki o sırada apandist patlayacaktı :(Beterin beteri vardır; şükür evdeyiz...
Ama o akşam Ecm ateşendi....Çocuktur hastalanır dedik doktora götürdük ilaçlarını verdik...Ama Ali ameliyat oldu diye gelen giden ....Evde vız vız Ecem :))))Ardından pili biten Hande... Önce vucüt kırgınlığı ardırdan hafif ateş,franjit.Ama ayakta durmak gerek ya ,ben elden ne gerek diyerek ayakta geçirdim....
Okulda yerli malı haftası günü var koştur koştur...OHHHH onuda bitirdik alnımızın akıyla..(bilmeyenlere hatırlatıyım ben bu sene bir de sınıf annesi oldum :))) )
O akşam birde annem hastalanmazmı ...2 günde onunla koşturma... O da üşütmüş ilaçlar alındı eve geldik ateşler içinde annem, ertesi günü biraz daha iyileşirken bu sefer inanılmaz bir karın ağrısıyla hastaneye kaldırdık .Antibiyotikten zehirlenmiş :(Bazı bünyeler bu şekilde reaksiyon verebilirlermiş.Önce ne olduğunu anlayana kadar tahliller,tetkikler,koşturmalar neyse kötü bir şey çıkmadan 2 serumla hastaneden ayrıldık...Hastalığın türlerinede çok şükür der olduk artık.Beterinden saklasın diye dua ediyoruz ....
Arkasından bayram telaşı....Gelip gitmeler el öpmeler.Ama yorgunluk artık hat safhada.
Bu sırada apartmanın içindeki logar patlaması sefil gibi 1 hafta....
Dayımın Amerikadan dönüşü.....
Yılbaşı......
Ve işte geldim.................




2007 de bütün kötülükleri hepimiz için geride bırakmak dileklerimle hepinizin 2008 yılını sağlıklı,mutlu,güleryüzlü,başarılı,tatlı,tuzlu,bol pastalı,tarifli geçirmenizi diliyorumm.....Sevgi ve saygılarımla.......




Sizlerle bu sefer yılbaşı soframızı paylaşmak istiyorum..En kısa zamanda sağlıkla tekrar buluşmak üzere......