Subscribe to my full feed.

19 Şubat 2008 Salı

KAR TATLISI::)


























İstanbul 'da özlenen,kapıda bacada beklediğimiz kar nihayet geldi.Hem de öyle bir geldi ki kapıdan çıkamaz olduk.Şikayetçimiyiz hayır.3 sene sonra kara kavuşan aslında çocuklar oldu.Hatta bazıları yeni gördü.Benim kızımda öyle bir hevesliydi ki ve öyle sevinçliydi ki anlatamam.Kar da oynamaya doyamadı.Biz bile doyamadık :)

İşte şimdi size vereceğim bu tarif karda oynamaya doyamayan,dışardan içeriye gelince şöyle canınız acaip bir tatlı isteyince dolabınızdaki harika tat olacak.Çocuklar çok sevdiler bu tadı (tarifi aldığım HATUNcuğum tekrar teşekkür ederim).






Tarifimize gelince




  • 5 bardak su

  • 1 bardak pekmez
  • 1 bardak şeker

  • 1 bardak un
  • Kaynayana kadar karıştırın kaynadıktan sonra içine bir tatlı kaşığı tarçın ilave ederek ıslattığınız kabın içine döküp ,biraz dışarda soğutup sonra buzdolabına koyun.Üstünü biraz tarçın ve cevizle süsleyin.Afiyet olsun.......

16 Şubat 2008 Cumartesi

Herkese sordum AŞK nedir ??diye ve sonuçları....




Kim anlatabilmiş şimdiye kadar onu:Hangi film;hangi şarkı;hangi şiir…Devletler yıkılmış onun uğruna. Şehirler yakılmış sevgili için, AŞK için. Yazarlar, şairler hep onunla beslenmiş.Yetmemiş gün ilan edilmiş uğruna. Sevgililer gününde buram buram aşk koksun diye her yer. Sevgili koksun diye gül hediye edilmiş.Aşk diyince titrer bedenler.bazı yüzler güler bazıları acı çeker duyunca..Bazı aşk lar vardır unutulmaz seneler seneler geçsene kalp acıtır,hafızada kazınmış anlar canlanır.
Öyledir ki AŞK… Diye başlıyor her sorduğum şöyle gözleri derinlere dalarak… Nedir AŞK? Ne kadardır ömrü? Ömürlük mü? Geçici mi? Kimyasal mı? Fiziksel mi? Aşk anlatılmaz yaşanır dedi bana çiçeği burnunda evli, canım arkadaşım.Ben de başa çıkamayacağım bu AŞK la bende fena halde kalp ağrıtan bir aşığım artık ;hayata ve her şeye rağmen dedi ;gözleri pırıl pırıl parlayan başka bir arkadaşım …… Ve sormaya başladım bende etrafımdaki herkese AŞK NEDİR?Diye….Öyle güzel,öyle samimi,öyle sıcak cevaplar aldım ki hangisini yazsam diye düşünürken işte bu AŞK dedim ;bu yaşanan ve hissedilen hepsi diye.Herkesin yaşadığı tek kelimeye,tek cümleye,hayata,şarkıya,filme,şiire sığdıramadığı sonsuz hikaye..Şöyle sıcak sıcak kalpten giripte ayak ucuna kadar saran,ifadesi zor adrenalin.Göz parıldatan,el titreten,güzellik getiren,merak ettiren,melankoli yapan anlatımı zor his.
İşte tek başına anlatamadığımız ama hepimizin acı yada tatlı yaşadığı AŞK ifadelerimiz.Hepinizin AŞK ı var burada ……




İŞTE HEPİMİNİZDEN AŞK İFADELERİ…..



AŞK………………………Süper…
AŞK………………………Fedakarlık,özlemek,sabretmek,sadakat,istemek…..
AŞK………………………Sonsuz gözyaşı…
AŞK………………………Anlatmaya Türkçe yetmez…
AŞK………………………Hayat
AŞK………………………Elmanın diğer yarısı..
AŞK………………………İlkbahar, yeni açmış çiçek goncası..
AŞK………………………Vazgeçememek hep onun yanında olmayı istemek…
AŞK………………………Kendini tehlikeye atmak…..
AŞK………………………Çatlamış dudaklara damla damla su…
AŞK………………………Gözü kara olmak,tehdit etmek,korumak..
AŞK………………………Her çalan telefona zıplamak,Çalsın diye saatlerce telefona bakmak.
AŞK………………………Şartlar ne olursa olsun görüşmeyi istemek
AŞK………………………..Midede kelebeklerin uçuşması,yerden ayakların kesilmesi.Yemek yiyememek,uyuyamamak sonra uykusuzluktan avare gibi olma
AŞK………………………..Gözünün taam içine bakmak.
AŞK………………………..Hayatı kendin için değil onun için yaşamak..
AŞK………………………..Hormonların hemoglobin salgılaması,kısa sürer acı verir ama mutlu eder
AŞK…………………………Kısa süreli hafıza kaybı,3 aylık delilik.
AŞK………………………….Bir bedenin bütün olması ve o bedenlerin hep birbirini istemesi.
AŞK………………………….Boş kağıtlara saçmalamak
AŞK………………………….İçtiğim çayda onu yudumlamak..
AŞK………………………….İmkansızlık,
AŞK………………………….Bir ormana bakıp sadece bir ağacı görmek
AŞK………………………….Mucizeler yaratmak,olmazı olur yapmak…AŞK………………………….Katlanmak,çirkini güzel görmek
AŞK………………………….Kendine acı vermenin en ağır ve yıpratıcı olanı ama vazgeçilmeyeni. AŞK………………………….Hayatta mutlaka herkesin başına gelen nabzı artıran,kalbi pır pır eden bir acayip duygu
AŞK…………………………..Sevipte kavuşamamak,sahip olamamak….
AŞK…………………………..Ellerin titreyerek dokunmak…
AŞK…………………………..Cesaret ister, kocaman bir yürek ister
AŞK…………………………. Hayata karşı işlenilen en doğru suç ortağıdır.
AŞK………………………….O yokken onu yaşamaktır
AŞK…………………………..Kendini unutmak ve kaybetmek.
AŞK………………………….İnsanın kalbini dolduran ama aklını boşaltan bir şey
AŞK………………………….Aklını toparlayamamak elindeki cep telefonunu buzdolabına koymak sonra onu saatlerce aramak.
AŞK………………………….Çözümlenmeyen bir kör düğüm…
AŞK………………………….Elindeki anahtarı bulamamak
AŞK………………………….Izdırap…
AŞK………………………….Çılgınlık yapmak,kendini kaybetmek,hayatında hiç mi hiç yapamayacağın şeyleri gözü kapalı yapabilmek…
AŞK……………………………Gözlerin ondan başka bir şey görmemesi yada görmek istememesi…Uyuyamamak,yemek yiyememek….
AŞK……………………………Mutluluk,mutsuzluk
AŞK……………………………Hani o insanın adını andığında elini tutuğunda yüreğinde derin,tatlı bir sızı olur ya işte ooo
AŞK…………………………..Sevmektir,dokunmaktır,hissetmektir,en önemlisi kıymet bilmektir,kıskanmaktır,kıskanılmaktır,paylaşamamaktır…
AŞK……………………………Ne olduğunu bilen varsa tarif etmemezlik etmesin.Aşk bütün hisleri bedene toplayan sevgi,kin,kıskançlık,kapris barındıran karışık duygu…
AŞK …………………………..Uçsuz bucaksız bir çölde vaha bulma umududur….


Eminim bu ifadelere neler eklenir …..Ne aşklar yaşanmıştır,ne aşklar yaşanacak ve ne aşklar yaşanıyor.Gizlice,aleni,kaçamak,göz önünde,delicesine ,kusursuz,bitmeyen ,yıpratan ,deli divane eden,mantıklı,ulaşılmaz,platonik,azap çektiren,yol gözleten,hasret çektiren,Mutlu eden,mutsuz eden,kıran,yıkan,ağlatan,güldüren,kahkaha attıran,eğlendiren,şevk veren,zevk veren,işkence haline gelen …….. Bunların hepsi yaşanıyor ve dünya döndükçe yaşanacak.Aşkı herkes tadıyor ve tadı damağında kalarak yaşamaya devam ediyor ve tekrar istiyor…Aşk bitmiyor ,hayatta tam her şey bitti derken bakıyorsunuz tekrar çalıyor kapınızı …… AŞK ne yaşanarak tükenir ne de yazarak …. Herkesin AŞK ı kendine özel,kendine güzel ve kusursuz.tadına doyulmaz …. Ya sizin AŞK ınız ? Sizin için AŞK nedir ? Aşkınız daim olsun ?
KOCAMAN SEVGİLERİMLE

13 Şubat 2008 Çarşamba

Daima Beni Sev KEKİ :)



















Sevgililer günü için iki sevgiyi birleştirmeye karar verdim. Ben hem en sevdiğim tat olan çikolata ve hiç bir zaman vazgeçemeyeceğim kek....




Bizim evde sürekli eksik olmayan kek için bu sefer biraz değişiklik yaptım.Çikolatalı osun istedim.Gerçek çikolotalar olsun istedim....Lafı uzatmadan hemen tarife geçiyorum.






  • 3 yumurta


  • 1.5 bardak şeker



  • 1 bardak krema




  • 2.5 bardak un



  • 1 bardak süt



  • 1 paket vanilya



  • 1 paket kabartma tozu



  • 7-8 tane kendi yaptığım bitter çikolatadan (büyüklükleri ece çikolata büyüklüğünde)



Önce kremayı kaynatıp içine çikolataları atıp eritin.Sonra klasik yumurta ve şekeri çırpın ardından içine 1 bardak süt ile soğuttuğunuz çikolatalı krema karışımı katın sonra sırayla un,vanilya,kabartma tozunu ilave ederek çırpmaya devam edin.İçine sonra çikolata parçalarını atıp biraz daha karıştırın ve sonra istediğiniz kalıba döküp biraz üstünede serpin.175 derecede fırında 1 saat pişirin.



Sonra en sevdiklerinizle ,bir ömür boyu hiç ayrılmayacak bir bağla bağlanarak yiyin .Sevginizi sadece sevgililer gününde değil daima göstermekten sakın vazgeçmeyin.....Afiyet olsun

6 Şubat 2008 Çarşamba

ÇİKOLATANIN BÜYÜSÜNE BİZDE KAPILDIK SONUNDA













Ben ve Sedam (önlükler nasıl ama çok yakışmış dimi :) )







Çikolatayla çalışmak mutlulukların en güzeli :)





Uzun zamandır beklediğimiz ama zamanlarımızı ancak denk getirebildiğimiz Çikolata kursuna gittik.Sedam,Özlem,Süheyla ve ben .....





Çikolata sevdasının dışında gerçekten çok eğlenceli ,çok faydalı bol çikolatalı bir gün geçirdik.Kurs sahibi Mustafa Bey ve hereve lazım Ali Bey gibi kurs mekanı da çok sıcak ve samimiydi doğrusu.Gerçekten çok hoş bir gün geçirdiğimi ve çikolata hakkında çok güzel bilgiler edindiğimi söylemekten mutluluk duyuyorum. Ayrıca bu tip kurslarda oluşturduğunuz grubunda çok önemli olduğunu bugünün sonundaki mutlu ifadelerden anlamış buunmaktayım.Tekrar bu yüzden Sedam,Özlem,Süheyla ya kocaman sevgilerimi yolluyorum.







Ben ve Mustafa Bey










Çalışkan öğrenci Sedam :)



Ve zevkten dörtköşe yaptıklarımız




Her eve lazım Ali Bey (çikolata kalıplarıyla onuda alıp götürmek istesekte Mustafa Bey bırakmadı )









































































2 Şubat 2008 Cumartesi

Renkler Çığlık Atıyor....



Biraz kulak verseniz onlar çığlık çığlık bağırırken duyardınız seslerini o kadar şey anlatıyorlar ki oysaki hem kendinize hem karşınızdakine sizin bile haberiniz olmadan. Kırmızılar, yeşiller, maviler, turuncular, lilalar, sakslar, sarılar, siyahlar, opaller, türkuazlar hepsi konuşup bir şeyler söylüyorlar ama siz onları duymuyorsunuz !!? Ben nerden mi biliyorum çünkü onları duyuyorum. Ben medyum muyum? Hayır tabiî ki değilim. Sadece işim bu ben bir renk uzmanıyım. Bazen güldürdüler bazen ağlattılar beni on altı senedir bitmeyen bir aşkla beraberiz onlarla.
Bu kadar zaman beraber olunca tabi ki haklarında öğrenemem
Gereken çok şey olduğunu düşünüp araştırmalar yaptım işte bu yazım renklerin bilinmeyen dünyalarını açıklayacak sizlere sanırım çoğunuz arşivlerinizde saklıcaksınız.


Buyurun renklerin çığlıklarını duymaya!!!

Sizlere şimdi gözlerinizi ilk açtığınızda tanıdığınız ve gördüğünüz bir dünyanın penceresini açmak istiyorum.
Evrendeki her şey gibi renklerinde kendilerine özgü bir iç dünyaları, psikolojileri “alışverişi” yaydıkları enerjileri var elbette. Hani utanmasalar kalpleri ve hayalleri olacak! Bilim dünyası aşk yaşayıp yaşamadıkları muammasına henüz kesinlik kazandıramadı. Ama “ŞAHSA MÜNHASIR” kişiliklere sahip oldukları kesin.
Biliyorsunuz insanlar en çok koku ve görme hislerinden etkilenir. Bir şeyi yemeden önce görünüşüne bakar sonra koklarız. Biz bayanlar etkilemenin en etkili yolu olan kokuyu sıkça kullanırız sonra çekici renklere başvururuz. Eşinizi ya da sevgilinizi o ilk gördüğünüz giysinin rengiyle hatırlarsınız modelden ziyade.
Bilimsel olarak, adam yerine konup renkten sayılan her rengin birde psikolojik anlamı var. Renkler varolduklan dan beri bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar.İnsanoğlu da en baştan bu yana bilimsel olmasa da
Onlarla diyalog ve iyi ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Son 3-5 yıldır gelişmiş ve umutsuzca gelişmeye azmetmiş ülkelerde evlerin, işyerlerinin, dolmuşların, kaldırımların renkleri insanlara psikolojik mesajlar veriyorlar farkında olmadan onlar.
Son yıllarda İstanbul’daki pembe kaldırımların arttığı dikkatinizi çekmiştir. Soğuk beton grisinden neşeli pembeye doğru bir ivme. Ya da ortalıktaki iki-üç ağaç yolundukça apartmanlara birden fazla renk verildiğini büyük ihtimalle memnuniyetle izliyorsunuzdur.
ÇÜNKÜ ÇOKTAN GRİ BİR YARATIK OLUP ÇIKTIK.!!
Doğayı iyiden iyiye kaybedip, büyük ve gelişmiş olduğu iddia edilen şehirlerde endüstrinin metalik ve donuk renklerine bulandıkça ne çare ki ruhumuz karalar bağlıyor.
Doğadan uzaklaştıkça daha doğrusu doğayı dünyadan uzaklaştırmaya çalıştıkça, kalbimiz kadar ruhumuz da ağacın yeşilinin, gelinciğin kırmızısının, ayçiçeğinin sarısının, gölün mavisinin hasretiyle yandı da haberimiz bile olmadı galiba…
Bazı kimseler renkleri çoğu zaman önemsemezler. Bazı kimselerde evlerini, giysilerini hep aynı renklerde ya da hep mat ve soğuk renk grubundan seçerler. Bazıları evlerinin her odasını ya da her duvarını ayrı renge boyarlar, mintler, sarılar, somonlar, pembeler yani cıvıl cıvıl renkler ve yine cıvıl cıvıl mobilyalar seçerler insana güneş doğması gibi sıcaklık veriri motive eder pozitif enerji doldurur.
Cıvıl cıvıl renkler giyinmek konuşmasan da etrafınla sürekli iletişim halinde olmaktır. Ama bir devlet dairesinde çalışıyorsan ya da maddi sıkıntıların varsa, okuyamıyorsan, çocuklarını okutamıyorsan, taksitlerini ödeyemiyorsan, sevgilinle kavga etiysen, eşinle sabah kötü bir kavga edip öyle çıktıysan evden sarı, turuncu, kırmızı giymiyorsundur o zaman. Renkler ele verir insanın ruh hallerini mat renkler canının sıkkın olduğunu ifade eder,
Parlak renklerde bugün çok iyiyim mutluyum keyfim yerinde mesajını veriri karşındakilere. Çünkü o gün keyifliysen sıcacık renkleri seçersin giymek için
Ya da parlak ve sıcak tonda bir kravat takarsın. Ama grip olduysan başın ağrıyorsa hep elin soğuk renklere gider.
Yeni doğan bebekler ilk önce renkleri görürür,tanır cisimleri daha sonra tanıyabilir ,karyolası üstüne astığınız rengarenk şekillerin ördek mi yada köpek mi olduğunu anlayamaz o renklerin büyüsüne kapılıp onlara tepki gösterir.
İşte renklerin dili burada başlar neşeli, hırçın, asabi, gökkuşağından çalınıp yaşamımıza katılan tabiatın vazgeçilmez temel duyguları. Günlük yaşantımızda farkında olmadan kullandığımız bir göz zevki, bilinçli olarak kullanıldığında ise güçlü bir silah.
Siz bu anlamları bilerek kullandığınızda ise karşınızdakini ve kendinizi istediğiniz yönde etkileme gücüne sahipsiniz. Üzerinizdeki sıkıntıyı atmak birazda neşelenmek sizin elinizde . Renkler sadece günlük yaşantınızda değil aynı zamanda bir çok hastalığa karşı kullanabilirsiniz. Örneğin kırmızı, mavi, yeşil ve sarı depresyondan unutkanlığa baş ağrısından uykusuzluğa kadar bir çok sorunuza çözüm olabilir.
Bir iş görüşmesine giderken kıyafetlerinizi soğuk renklerde seçmelisiniz. En uygun renk mavi . Çünkü bu renkler üzerinizdeyken farkında olmadan da gözü tok, soğukkanlı ve rahat imajı verecesiniz .Mavi agresif bir renk olmamasından ve aradaki mesafeyi koruduğundan dolayı masanın öbür tarafında oturana da tavsiye edebilirim.
Dikkati üzerinize çekmek ve heyecan yaratmak istiyorsanız kullanmanız gereken renk kırmızı. Günlük hayatta eşarp,çanta,kravat gibi aksesuarlarınızda kırmızı kullanmanız yeterli.
Eğer göze batmamak istiyorsanız tercihiniz gri olmalı verdiğiniz mesaj; neşeliyim ama dikkat edin beni ezemezsiniz.
Bu arada yanlış seçimler yapmamaya dikkat etmelisiniz. Örneğin ;
Çocuğunuzun odasını göz alıcı renklerde ve desenlerde döşersiniz, ileride hiperaktif ve asabi biri olabilir.
Çocuk odası için mavi ve yeşil, pembe gibi pastel tonlardaki soğuk renkler seçilmelidir.
Yetişkinlerin odaları için önerilen renkler kullanacak amaçlara göre değişiyor. Güzel bir kitap okuma odası ise mavi, somon, açık lila, misafir odaları için sarı, ekru yada çok koyu bordo, vişne, koyu yeşil tercih edilmelidir.
Yaratıcı işlerde çalışanların ofisleri sarı ve turuncu tonları, yoğun konsantrasyon gerektiren iş ortamları için yeşil ve mavi, yönetim çalışmalarının yapıldığı odalar içinse kahve siyah gibi mesafeyi koruyan koyu ve mat renkler idealdir. Ameliyathaneler için en uygun renk hastayı sakinleştiren soluk yeşil. Psikiyatri kliniklerinde ise en uygun renk yatıştırıcı özelliği olan ve bir nevi doğal sinir ilacı olarak kabul edilen pembe seçilmelidir.....




Aslında onlar hakkında anlatıcak o kadar şey varki.Çok uzun senelerdir onlarla iç içe yaşamama rağmen ne ben onlardan sıkıldım ne onlar da benden :) En kısa zamanda size renklerin dili hakkında da küçük küçük bilgiler vereceğim.Tekrar görüşmek üzere...




SİZE HAYATTAKİ BÜTÜN RENKLERİN SICAKLIĞIYLA DOLU SICACIK BİR YAŞAM DİLİYORUM....




Sıcacık sevgilerime....