Subscribe to my full feed.

2 Şubat 2008 Cumartesi

Renkler Çığlık Atıyor....



Biraz kulak verseniz onlar çığlık çığlık bağırırken duyardınız seslerini o kadar şey anlatıyorlar ki oysaki hem kendinize hem karşınızdakine sizin bile haberiniz olmadan. Kırmızılar, yeşiller, maviler, turuncular, lilalar, sakslar, sarılar, siyahlar, opaller, türkuazlar hepsi konuşup bir şeyler söylüyorlar ama siz onları duymuyorsunuz !!? Ben nerden mi biliyorum çünkü onları duyuyorum. Ben medyum muyum? Hayır tabiî ki değilim. Sadece işim bu ben bir renk uzmanıyım. Bazen güldürdüler bazen ağlattılar beni on altı senedir bitmeyen bir aşkla beraberiz onlarla.
Bu kadar zaman beraber olunca tabi ki haklarında öğrenemem
Gereken çok şey olduğunu düşünüp araştırmalar yaptım işte bu yazım renklerin bilinmeyen dünyalarını açıklayacak sizlere sanırım çoğunuz arşivlerinizde saklıcaksınız.


Buyurun renklerin çığlıklarını duymaya!!!

Sizlere şimdi gözlerinizi ilk açtığınızda tanıdığınız ve gördüğünüz bir dünyanın penceresini açmak istiyorum.
Evrendeki her şey gibi renklerinde kendilerine özgü bir iç dünyaları, psikolojileri “alışverişi” yaydıkları enerjileri var elbette. Hani utanmasalar kalpleri ve hayalleri olacak! Bilim dünyası aşk yaşayıp yaşamadıkları muammasına henüz kesinlik kazandıramadı. Ama “ŞAHSA MÜNHASIR” kişiliklere sahip oldukları kesin.
Biliyorsunuz insanlar en çok koku ve görme hislerinden etkilenir. Bir şeyi yemeden önce görünüşüne bakar sonra koklarız. Biz bayanlar etkilemenin en etkili yolu olan kokuyu sıkça kullanırız sonra çekici renklere başvururuz. Eşinizi ya da sevgilinizi o ilk gördüğünüz giysinin rengiyle hatırlarsınız modelden ziyade.
Bilimsel olarak, adam yerine konup renkten sayılan her rengin birde psikolojik anlamı var. Renkler varolduklan dan beri bir şeyler anlatmaya çalışıyorlar.İnsanoğlu da en baştan bu yana bilimsel olmasa da
Onlarla diyalog ve iyi ilişkiler kurmaya çalışıyorlar. Son 3-5 yıldır gelişmiş ve umutsuzca gelişmeye azmetmiş ülkelerde evlerin, işyerlerinin, dolmuşların, kaldırımların renkleri insanlara psikolojik mesajlar veriyorlar farkında olmadan onlar.
Son yıllarda İstanbul’daki pembe kaldırımların arttığı dikkatinizi çekmiştir. Soğuk beton grisinden neşeli pembeye doğru bir ivme. Ya da ortalıktaki iki-üç ağaç yolundukça apartmanlara birden fazla renk verildiğini büyük ihtimalle memnuniyetle izliyorsunuzdur.
ÇÜNKÜ ÇOKTAN GRİ BİR YARATIK OLUP ÇIKTIK.!!
Doğayı iyiden iyiye kaybedip, büyük ve gelişmiş olduğu iddia edilen şehirlerde endüstrinin metalik ve donuk renklerine bulandıkça ne çare ki ruhumuz karalar bağlıyor.
Doğadan uzaklaştıkça daha doğrusu doğayı dünyadan uzaklaştırmaya çalıştıkça, kalbimiz kadar ruhumuz da ağacın yeşilinin, gelinciğin kırmızısının, ayçiçeğinin sarısının, gölün mavisinin hasretiyle yandı da haberimiz bile olmadı galiba…
Bazı kimseler renkleri çoğu zaman önemsemezler. Bazı kimselerde evlerini, giysilerini hep aynı renklerde ya da hep mat ve soğuk renk grubundan seçerler. Bazıları evlerinin her odasını ya da her duvarını ayrı renge boyarlar, mintler, sarılar, somonlar, pembeler yani cıvıl cıvıl renkler ve yine cıvıl cıvıl mobilyalar seçerler insana güneş doğması gibi sıcaklık veriri motive eder pozitif enerji doldurur.
Cıvıl cıvıl renkler giyinmek konuşmasan da etrafınla sürekli iletişim halinde olmaktır. Ama bir devlet dairesinde çalışıyorsan ya da maddi sıkıntıların varsa, okuyamıyorsan, çocuklarını okutamıyorsan, taksitlerini ödeyemiyorsan, sevgilinle kavga etiysen, eşinle sabah kötü bir kavga edip öyle çıktıysan evden sarı, turuncu, kırmızı giymiyorsundur o zaman. Renkler ele verir insanın ruh hallerini mat renkler canının sıkkın olduğunu ifade eder,
Parlak renklerde bugün çok iyiyim mutluyum keyfim yerinde mesajını veriri karşındakilere. Çünkü o gün keyifliysen sıcacık renkleri seçersin giymek için
Ya da parlak ve sıcak tonda bir kravat takarsın. Ama grip olduysan başın ağrıyorsa hep elin soğuk renklere gider.
Yeni doğan bebekler ilk önce renkleri görürür,tanır cisimleri daha sonra tanıyabilir ,karyolası üstüne astığınız rengarenk şekillerin ördek mi yada köpek mi olduğunu anlayamaz o renklerin büyüsüne kapılıp onlara tepki gösterir.
İşte renklerin dili burada başlar neşeli, hırçın, asabi, gökkuşağından çalınıp yaşamımıza katılan tabiatın vazgeçilmez temel duyguları. Günlük yaşantımızda farkında olmadan kullandığımız bir göz zevki, bilinçli olarak kullanıldığında ise güçlü bir silah.
Siz bu anlamları bilerek kullandığınızda ise karşınızdakini ve kendinizi istediğiniz yönde etkileme gücüne sahipsiniz. Üzerinizdeki sıkıntıyı atmak birazda neşelenmek sizin elinizde . Renkler sadece günlük yaşantınızda değil aynı zamanda bir çok hastalığa karşı kullanabilirsiniz. Örneğin kırmızı, mavi, yeşil ve sarı depresyondan unutkanlığa baş ağrısından uykusuzluğa kadar bir çok sorunuza çözüm olabilir.
Bir iş görüşmesine giderken kıyafetlerinizi soğuk renklerde seçmelisiniz. En uygun renk mavi . Çünkü bu renkler üzerinizdeyken farkında olmadan da gözü tok, soğukkanlı ve rahat imajı verecesiniz .Mavi agresif bir renk olmamasından ve aradaki mesafeyi koruduğundan dolayı masanın öbür tarafında oturana da tavsiye edebilirim.
Dikkati üzerinize çekmek ve heyecan yaratmak istiyorsanız kullanmanız gereken renk kırmızı. Günlük hayatta eşarp,çanta,kravat gibi aksesuarlarınızda kırmızı kullanmanız yeterli.
Eğer göze batmamak istiyorsanız tercihiniz gri olmalı verdiğiniz mesaj; neşeliyim ama dikkat edin beni ezemezsiniz.
Bu arada yanlış seçimler yapmamaya dikkat etmelisiniz. Örneğin ;
Çocuğunuzun odasını göz alıcı renklerde ve desenlerde döşersiniz, ileride hiperaktif ve asabi biri olabilir.
Çocuk odası için mavi ve yeşil, pembe gibi pastel tonlardaki soğuk renkler seçilmelidir.
Yetişkinlerin odaları için önerilen renkler kullanacak amaçlara göre değişiyor. Güzel bir kitap okuma odası ise mavi, somon, açık lila, misafir odaları için sarı, ekru yada çok koyu bordo, vişne, koyu yeşil tercih edilmelidir.
Yaratıcı işlerde çalışanların ofisleri sarı ve turuncu tonları, yoğun konsantrasyon gerektiren iş ortamları için yeşil ve mavi, yönetim çalışmalarının yapıldığı odalar içinse kahve siyah gibi mesafeyi koruyan koyu ve mat renkler idealdir. Ameliyathaneler için en uygun renk hastayı sakinleştiren soluk yeşil. Psikiyatri kliniklerinde ise en uygun renk yatıştırıcı özelliği olan ve bir nevi doğal sinir ilacı olarak kabul edilen pembe seçilmelidir.....




Aslında onlar hakkında anlatıcak o kadar şey varki.Çok uzun senelerdir onlarla iç içe yaşamama rağmen ne ben onlardan sıkıldım ne onlar da benden :) En kısa zamanda size renklerin dili hakkında da küçük küçük bilgiler vereceğim.Tekrar görüşmek üzere...




SİZE HAYATTAKİ BÜTÜN RENKLERİN SICAKLIĞIYLA DOLU SICACIK BİR YAŞAM DİLİYORUM....




Sıcacık sevgilerime....

4 yorum:

http://illedeyemek.blogcu.com/ dedi ki...

paylaşım için teşekkürler...

nino dedi ki...

canim ben asagidaki verecegim adresteki hamuru yaptim wiltonun kendi hamur tarifi yani kurabiye makinasinin uzerindeki tarif ben bunla yaptim. Eger makinayi yukarida tutup sikmaya calisiyorsan bu ilk hata canim :) basima geldi benimde korkma hic. Oncelikle firin tepsine yagli kagit serme, sikma isleminde kayiyor buda basima geldi :) firin tepsini yagla hafifce sonra kurabiye makinana doldur hamuru aparatinida tak ve sonra makinanin agiz kismini tepsiye koy ama bastirma ve yukaridan sik hafifce geri cek normalde bu sekilde olmasi gerekiyro yani aparattan hamurun ciktigi yer tepsiye degecek havadan sikarsan parcalaniyor, birde kati bir hamur olmamali bunada dikkat et canim umarim bu sefer olur kolay gelsin sevgiler

benim kurabiye tarifim bu linke istersen tarife bak: http://nihanintarifleri.blogspot.com/2007/10/kurabiye-makinamla-ilk-kurabiyelerim.html

hande dedi ki...

NİNOMMM SAOL CANIM İLK FIRSATTA YENİDEN DENEYECEĞİM :)Hamuru bu sefer seninkiyle yapacağım :)bakalım nasıl olucak

MUTFAKTA HOŞ SEDA dedi ki...

Canım Şekerim çok güzel bilgi verici bir yazı emeğine sağlık
Sevgiler